Teknoloji ilerledikçe pazarlamacıların, reklamcıların ve halkla ilişkilercilerin işi daha da zorlaşıyor. Ne kadar marjinal ve yenilikçi olarak gözükselerde klasik yöntemlerin halen süregeldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Çoğu iletişim öğrencisi belirlenmiş eski içeriklere göre eğitim görüyor ve mezun oluyor.

Yeni mezun bir reklamcı adayının öğrendiği klasik yöntemleri ilk defa karşılaştığı etkileşimli teknoloji karşısında kullanması ne kadar mümkün?

Bu zor ve zahmetli bir geçiş sürecinin başlangıcı.

Günümüz reklamcılığı ise yukarıda sorduğum soruya paralel olarak eski yöntemler ve etkileşimli teknoloji arasında sıkışmış durumda. Bunu anlamak için uzman olmaya gerek yok. Reklam mecralarının nasıl kullanıldığına dikkat edin. Doğru mecra kullanımı artık eskisi kadar kolay değil. Özellikle yeni medya kavramının hayatımıza girmesiyle yeni bir mecra daha kazanmış olduk. Bu kavram internet reklamcılığı veya etkileşimli teknoloji olarakta tanımlanabilir. İşte söz ettiğim klasik yöntemlerin son bulduğu yere gelmiş olduk. Aslında uçsuz bucaksız işlenmemiş bir tarlamız oldu dersem doğru bir benzetme yapmış olurum.

İnternet ortamındaki reklam alanlarını doğru kullanmak çok önemli bir noktadır. Bu ortamda tüketiciyi, kullanıcı olarak tanımlayabiliriz.

Kullanıcıların karşısına hangi sitede hangi şekilde ve ne kadar süre ile çıkacaksınız? Ürününüz seçtiğiniz reklam alanına uygun mu?

Bu soruları sorarak doğru yöntemlere ulaşıyoruz.

Mesela bir otomobilfirması için etkileşimli ortamda reklam içeriği dağıtmak oldukça kolaydır. Hedefe uygun olsun olmasın websitelerine uygulanacak ufacık bir banner ile kullanıcının ilgisini çekmek mümkün olabilir lakin sabun, çay, meyve suyu gibi az bilgi gerektiren ürünler için aynı sonucu almamızda pek mümkün olmayabilir. Bu nedenle bu tip ürünleri kullanıcı ilgisini çekecek içeriklerle zenginleştirmemiz gerekiyor. Viral, sosyal ağ kampanyaları…vs gibi.

İnternet ortamındaki reklam uygulamaları oldukça çeşitlilik göstermesine rağmen eksiklikleri içerisinde barındırıyor. Özellikle trafiği yüksek olan web sitelerinde istenmeyen reklamlara maruz bırakılmak kullanıcıyı üründen bile soğutabilir. Bu hassas noktada “tüketici ile bağ kur” cümlesini “tüketici rahatsız et” olarak değiştirebilirim! Reklamcılar ellerine bir taş alıp denize atıyorlar ve nereye nasıl gittiği ile ilgilenmekten çok sadece taşın su yüzünde bıraktığı hareketi seyretmekle yetiniyorlar. Oysa daha derinlere inmeleri gerekiyor. İnternet  ortamında hedef kitle seçimi sitelerin içeriklerine göre seçmek daha kolay ama reklamınızın yapılacağı site ya kaçınılmaz reklamcıbir siteyse? Bu tip reklam uygulaması o siteyi kullanan kullanıcıları reklamla taciz etmekten başka bir şey yapmaz. Yaptığınız işin ne profesyonelliği kalır ne de amacı…

Markalaşmanıza attığınız darbe ile kalırsınız.

Online reklamcılığın planlama süreci geleneksel medya ile görünürde benzeşse bile içeriği tamamen farklıdır. Reklam sahasını iyi bilen reklamcılara sahip olmanız gerekir. Sahayı bilmek her zaman kazandırır. Yani siz geleneksel medya planlamasında başarılı bir personelinizden aynı başarıyı online reklam planlama konusunda beklememelisiniz. Bu ikisi ayrı uzmanlık gerektiren alanlar.

80’li yıllarda toplum kullanıma açıldığından beri internetin esas hedefi bir reklam mecrası yaratmak değildi. Daha çok bilgi içerikli ve tek yönlü bir iletişim aracı olarak kullanılması amaçlanıyordu ama internetin günümüze kadar gelen dönemine bakarsak kullanıcı sayısının artmasıyla ne kadar büyüdüğünü, değişime uğradığını ve dünyayı nasıl etkilediğini görebiliriz.