Son yıllar genelinde değerlendirecek olursam Türkiye’deki TV İzleyicisinin profilinde ciddi bir değişim yaşanıyor. Şaşkınlık verici olan bu değişime 3 sene öncesine kadar tepkisiz kalan yapımcıların ve televizyonların şimdi ortaya yaratıcı işler çıkarmak için deneysel programlar hazırlayıp onlar üzerinden izleyici alışkanlıklarını takip ederek yeni bir profil çıkarmaya çalışmalarıdır.

Yıllar boyunca 2000 denekli hastalıklı bir sisteme göre ne izleyeceğimize karar verdiler, 2011’deki ölçümleme şirketlerindeki krizlerin patlaması, sosyal medya kullanımlarının artması, teknolojinin gelişmesiyle zorunlu olarak değişime uğrayan ölçümleme olayı şuan bambaşka bir boyuta doğru gidiyor. Ölçümleme işi artık sadece geleneksel yollar ile yapılmıyor, sosyal ağ, mobil kullanım ve çeşitli kullanım alışkanlıklarına göre yapılıp optimize edilebiliyor. Tabi buradaki önemli nokta ne istediğinizi, sizi kurtaracak verinin ne olduğunu bilmek çünkü ölçümleme işi artık derya deniz, eğer ihtiyacınız olan verinin ne olduğunu bilmiyorsanız işiniz zor…
Dizilerin veya programların yapım aşamasıyla birlikte sosyal medya ekiplerininde kurulmaya başlanıyor oluşu 2 farklı iletişim kanalının nasıl entegre bir şekilde çalışabileceğini ispat etmiş oluyor. Seneler önce olacağını söylediğim şey de işte tam olarak buydu. Tabi o dönemde bir çok yapımcıdan çılgınca eleştiri mailleri alıyordum ama şimdi onlara bakınca hepsinin benim dediğime gelişlerini büyük bir keyifle izliyorum. 🙂 Eskiden yüzüne bakmadıkları Twitter’da şimdi satın adlıkları yumurtalarla artık birer fenomenler. 🙂
Aslına bakarsanız olay sadece sosyal medya yönetimi değil, hiç bir zaman sadece sosyal medya yönetimi olmadı. O sadece olayı bilmeyenlere anlatmak için kullandığımız bir anahtar sözcük. Bir program veya dizinin bazen daha fazlasına ihtiyacı olabiliyor. Dijital dünya kompleks bir konu, buradaki işlerin güzelliği o işi yapanın güzelliği ile doğru orantılı olduğu için bu noktada yapımcı arkadaşlara kendilerini emanet edecekleri uzmanları, ajansları artık başka ne deniliyorsa işte o arkadaşları iyi seçmeleri gerektiğini söylemek istiyorum.
Dümdüz bir sosyal medya yönetimi size başarı getirmez, bilginiz olsun.
2011 senesinde başladığım Televizyon ve Sosyal Medya Entegrasyonu hakkındaki yazılarıma bakınca o dönemdeki umutsuz ortamın şimdilerde yerini daha farklı bir kafa yapısına bıraktığını görüyorum. Aslında hep şikayet etmiş olduğum şu dinozorlaşma konusunda sektör biraz hafifledi. Özellikle kişisel medya gücünün yükselişi bu hafifleme konusunda oldukça etkili oldu.

Hepimiz sosyal medyanın kölesiyiz diyen dijital sektör çalışanlarına eski usül falaka sistemini uygulamak oldukça mantıklı geliyor bana. Ya kardeşim pardon ama ekmeğini yediğin işin kölelikle ne alakası var? Hadi sen kendini ve kendin gibileri ayrı tutarak söylüyorsun bunu ama kullanıcıya köle demek neyin kafası kardeşim?

Ya sen konferanslara konuşmacı olarak katılmak için bir taraflarını yırtmıyor muydun? Hatta iphone 6’nın satışa çıktığı gün kim zorlu centerda saatlerce o son teknoloji harikası sevimli telefonu almak için kim bekledi? Kendini kral mı sanıyordun, sen kimin kölesisin ya tatlım anlatsana biraz?

Biliyorum eski reklamcıların kafasını! Ahh ne günlerdi di mi beyler? Hedef kitleyi gerizekalı gösteren anket sonuçlarına göre hazırladığınız o reklamlarınızı unutmak ne mümkün! Lakin bakın şimdi işler biraz değişti.. Hani hepimiz sosyal medyanın kölesiyiz ya, o iş aslında pek öyle değil.

Olayı genel olarak ele alırsak medya dünyadaki en önemli görünmez güç, bu konuda hem fikiriz. Geleneksel medya müdahale edilebilir alan, her ne kadar özgür gibi görünse bile buna kimsenin inanmadığını biliyoruz. Etki alanı oldukça geniş bu nedenle fikir aşılama ve toplumların algılarını değiştirme konusunda oldukça kuvvetli bir silah. Televizyonda söylenen bir söz 1 kuşağın tüketim alışkanlıklarını değiştirebilecek güçteydi! Yani insanlar radyonun söyleyeceği, gazetenin yazacağı ve televizyonun zihnimize kazıyacağı şeylerin kölesiydi. Algı kölesi… Zaman değişti, sokakta taso oynayan çocuklar büyüdü, hayal etmeyi değil hayallerini gerçekleştirmenin yollarını arayan bir neslin büyük arayışı sonucu hayatımıza internet girdi, derken zaman geçti falan filan akıllı telefonlar ve sosyal medya! 21. yüzyılın big bangi internete artık sosyal medya deniyor oluşu olabilir 🙂 Her neyse sosyal medyanın insanların alışkanlıklarını nasıl değiştirdiğini biliyorsunuz işte o konuları uzun uzun burada yazmaya kalkarsam bana bir üniversitede kürsü vermeleri lazım!

Aptal anket sonuçlarının artık geçerli olmadığı bir dönemdeyiz. Reklamcılar hala olayı kölelik falan sanıyor, kendilerini aptal ofislerinin kralı sanırlarken aslında çok komikler ya.. Akşamdan kalma ajans çalışanlarının kreatifliği öpmek yerine köleliğe boyun eğmesi aslında basit bir gofretin bile tüm pazarlama planını etkiliyor. Dolayısı ile her şey etkileniyor! Ah ne ahmaklık!

Neyse demem o ki, artık reklamcılar kullanıcıların kölesi oldu, kullanıcılar ise kimsenin kölesi değil. İki gofret sattırmak ile kral olunmuyor amca bil istedim! Kapiş?

Kullanıcılar artık olabildiğine özgürler ve bireysel medyanın gücünün ne demek olduğunu her an deneyimliyorlar.

Özgürlük denilen şey her zaman masmavi bir deniz, yemyeşil bir orman olarak çıkmaz karşımıza, işte bu da öyle bişi…

 

Hadi iyi dersler.