İnternet devrimi dijital dünyanın özüdür. Bizler bu özün, onu geleceğe taşıyan parçalarıyız. ,

Son yıllardaki gelişime milyarlarca insan elindeki akıllı telefonuyla buna tanıklık ediyor. Hemen hemen tüm sektörler internet devriminden etkilenerek günümüz dünyasının ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çözümler üretmeye başladı. Her geçen saniye dünyanın bir yerlerinde birileri bir şeyler buluyor, öğreniyor veya öğretiyor. Değişim artık kapalı kapıların, duvarların ve yüksek korumaya sahip bilgisayarların içerisinde değil, değişim artık bizimle. Değişim uyurken baş ucumuza koyduğumuz akıllı telefonumuzun içerisinde başlıyor.

Selamlar…

Bir süre önce yazmış olduğum makalelerin birinde Mobil Nesil kavramında söz etmiştim. Yine bu kavram üzerinden giderek, dijital çağın derinliklerinden neler olup bittiği hakkında bir toparlama yapmak istiyorum.

network

Nedir bu Mobil Nesil?

Klasik internet kullanıcılarının aksine akıllı telefon, tablet ve taşınabilir iletişim cihazları ile sosyal ağ ve platformları aktif olarak kullanan kitlenin Mobil Nesil olduğunu söyleyebiliriz. Tanıma bakılacak olursa hali hazırda muhtemelen bu yazıyı okuyan herkes Mobil Nesil kitlesinin içerisinde yer alıyor.

Reklamcıların aklını başından alan kitle!


Markaları çıldırtan, reklamcıları delirten bir kitleden söz ediyoruz. Söz dinlemeyen, kendi fikirlerini savunan ve bunu zaman, mekan sınırlaması olmadan her an elindeki akıllı cihazı ile dünyaya yayabilecek bireysel iletişim gücünün sınırlarını zorlayanların oluşturmuş olduğu ve müdahale etme imkanının ise neredeyse hiç olmadığı bir topluluk.

Mobil Nesil kavramı henüz sektör jargonuna girmemiş olsa da teknik olarak dijital reklamcılığın en önemli unsurlarından biri olacak. Global markalardan tutunda ufak çaplı işletmelerin bile artık kolaylıkla kullanabildiği Facebook reklamları özelliklerine bakarsanız “Mobil Kullanıcılar” diye yeni eklenmiş bir katagori görebilirsiniz. İşte bu kategori Mobil Nesil reklamcılığının nereye gideceğini şimdiden gösteren bir işarettir.

Dijital Reklamcılığın karanlık tünelinetworking kids

Sosyal ağların çözümledikleri bu datalar, markaların ve reklamcıların dijital dünyada rahatlıkla ilerlemelerini sağlayan ve sektörü döndüren önemli unsurlar arasında yer alsa da esas olan ihtiyaca cevap verdiğini söylemek zor. Dijital reklamcılığı bir tünel gibi düşünürsek, şuan için sosyal ağlar sadece tünelin sonundaki ışığı gösterebiliyor diyebilirim. Markalar bilmedikleri bu karanlık tünelde o ışığa her an ulaşabileceklerini düşünerek ajanslarına para vermeye devam ede dursun tabi ama dijital reklamcılığın bundan daha fazlasına ihtiyacı var.

Dijital dünyanın bir kalbi olsaydı bu muhtemelen Mobil Nesil olurdu diyebilirim. Teknolojik gelişmeler ile paralel olarak yeni ve birbirinden farklı sosyal ağ yapılarının hayatımıza girmesiyle yavaş yavaş daha detaylı bir şekilde çözümlenebilir hale gelecek olan Mobil Nesil uzun yıllar sonra tüm sektörleri kendine mahkum edecek bir veri hapishanesi olacaktır.

Yıllardır reklam verenlerin en sıkı dostu olan televizyon, tahtını sosyal medyaya bırakır mı?

Belki bırakabilir, lakin sosyal medya ve televizyonu ayrı düşünmek tam bir hesap hatası olur. İletişim kanalları bu kadar iç içe geçmişken, televizyon ve sosyal medyanın bir birine olan etkisi yadsınamaz bir hale geliyor. Bu nedenle, artık reklam verenin en sıkı dostu sadece televizyon değil, sosyal medyada olmalı. Ölçümlenebilir bir sistem olan sosyal medya, bu anlamda televizyonun eksikliğini kapatmakta büyük bir rol üstleniyor.sosyalmedya

Televizyon ve sosyal medya rekabet halinde değil, tam aksine bir birini tamamlayıcı niteliktedir.

Mobil nesil hızla büyümekte, burada reklam verene düşen görev ise, sadece televizyon reklamları, dizi-program sponsorlukları vermek değil, aynı zamanda sosyal medya reklam çalışmaları da yapmaktır. Bu şekilde, reklam etkisi ölçülebilir.

Bir televizyon kanalını ayakta tutan en büyük güç reklamdır, reklamın yayılmasını sağlayan en büyük güç ise medyadır, yani televizyondur ve elbette yeni yeni sosyal medyadır. Bu nedenle reklam ve televizyon iç içe geçmiş bir bütündür ve bu bütüne son olarak eklenen sosyal medya ile artık bu birlikteliğe pazarlamanın muhteşem 3’lüsü denilebilir.

Mesela bir içecek bir firmasının 30 saniyelik reklam filminin sonunda gösterilen Facebook, Twitter ve benzeri ağlardaki iletişim adreslerinin verilmesi, o firmanın sosyal ağları doğru kullandığı anlamına gelmez. Reklamların izlenmediği bir dönemdeyiz. Mobil nesil olarak adlandırdığımız tüketici “aa televizyon reklamında gördüm, girip şu sayfayı beğeneyim” demez. Eğer hedef kitleniz o ise, onun karşısına Televizyon reklamında değil, sosyal ağlarda çıkın!

Sosyal medya, reklam verene sonsuz bir cephanelik sunar.