28 Mayıs 2013

Geleneksel reklamcılık elbette bitmiyor ama bitecek olursa muhtemelen içerik yoksunluğundan sönüp gidecek. Özellikle sosyal medya reklamcılığını kullanma konusunda büyük hatalar yapan geleneksel reklamcıların imdadına dijital pazarlamacılar yetişti ama dijital pazarlamanın derinliğini ve etkisinin büyüklüğünün farkında olmayan ve bu nedenle hala bu alana uzak duran yatırımcılar var, ne büyük hata!

Neyse, gelelim Dijital Pazarlamaya.

Dijital Pazarlamanın yapı taşı içerik ve içerik pazarlamasıdır, peki nedir bu?

Normal reklamların yapamadığını yaparak uzun vadede hedef kitle ile bir güven ilişkisi kurup markaların itibarını artırmaya yarayan alternatif bir yöntemdir; bunun yanı sıra içerik pazarlamasının en önemli etkilerinden biri de ürün satışına yapmış olduğu pozitif katkıdır.

Aslında içerik pazarlamasının özünde güven vardır. Hedef kitle ile kurulan bu güven ilişkisi uzun vadede markanın tercih edilmesini sağlar. Geleneksel reklamcılık bunu marka konumlandırma olarak tabir eder. Sosyal Medya Reklamcılığında da bu aynı gözükür ama içerik olarak tamamen farklılar. Çünkü klasik bir marka konumlandırma çalışması uzun bir süreci içerisinde barındırır, Sosyal Medya’da ise bunu saniyeler içerisinde bile yapabilirsiniz.

Yani sonuç aynı, yöntemler farklı.

Sosyal Medya’nın bu denli yükselmesi geleneksel reklamcılığın kafasını karıştırdı, onlar pek bu durumu kabul etmeseler bile hepsi zamanla gelenekselden, yeni medyaya kaymaya başladı. Son dönemlerdeki sloganları gelenekselin içerisinde eritilmiş sosyal medya reklamcılığı!

Tabi işlerini ne kadar doğru yaptıkları tartışılır!

Çünkü tüm dünyaya baktığınızda da en iyi dijital işler her zaman dijital ajanslardan çıkıyor ve dijital ajanslar geleneksel reklamcılara nazaran daha yaratıcı. İşte bunun nedeni içerik pazarlamasının büyük bir önem arz ediyor olmasıdır. Çünkü geleneksel reklamcılıkta ürün hedef kitlenin yüzüne çarpılıyorken; diğerinde hedef kitle tatlı tatlı ürüne doğru koşuyor.

İçerik pazarlaması yaratıcılığa açık olarak üretilmiş her türlü done ile başarılı bir şekilde yapılır. Amaç sadece hedef kitleyi vurmak değil, insanların keyif almalarını sağlamaktır.

İletişim çağı insanların odaklanma sorununu ortaya çıkardı. Tüm mecralarda reklam olması dünya insanlarının reklam görünce kaçar hale gelmesine neden oldu. Hal böyleyken kaçtığımız reklamlara güvenemediğimizi fark eden reklamcılar artık bize strafordan yapılmış yaş pastaları değil kekin üzerindeki ekstra pudra şekerini vaad eder oldular.

Hangisi geleneksel hangisi dijital anlamışsınızdır.

Hatırlarsınız geçtiğimiz sezon reyting sistemi aniden patlak vermişti. Adı sanı bilinmeyen bazı yapımcılar gözaltına alındı, ismi bu reyting şikesine karışan yapım şirketleri kapatıldı…

Peki kimdi bu adamlar? Piyasada, televizyonda hangi işlerini izlemişiz, muamma!

Neyse.

Bu reyting sisteminin çökmesi ile geçen sezon boyunca reytingler ölçülmedi. Piyasada büyük bir boşluk olur mu diye düşünmüştüm ama pek olmadı. Yine eski usul diziler, programlar yayınlandı ve bazılarının tutmadığı (neye göre bilmiyoruz) söylenerek ekrana veda ettirildi. Deneme yanılma yöntemi olarak bu birçok televizyon kanalı için rahat bir dönem oldu diyebilirim.

Fark ettiniz mi bilmiyorum ama reyting olayı patladıktan sonra, sosyal medyayı sallamayan ne kadar piyasada adam varsa hepsi bir anda sosyal medyacı oluverdi. Ölçülemeyen reytingin yerini, sosyal ağlarda konuşulma oranları aldı. Hatta bazı yapımcılar sosyal medya şirketleriyle çalışmaya bile başladı.

Bu bir yapımcı için cidden büyük bir olay.

Aslında olması gerekende buydu zaten. Hem daha kurumsal  hem de daha stratejik duruyor. Neticede bu olay sosyal medyanın ve televizyonun birbirini tamamlayıcı nitelikte oluşunu fark ettirdi. Başarılı oldu mu diye sorarsanız, daha değil derim ama önemli olan bir adımın atılmış olasıdır.

Benim son dönemlerde çok kızdığım bazı olaylar var, bunları paylaşmak istiyorum. Bu dizilere ve programlara sosyal medya yönetimi konusunda çok saçma hizmetler sunan ajanslar var. Genellikle çoğunun düştüğü bir hata var; dizinin ya da programın yayın saatinde twitterdahashtag yapma çalışmalar! Hata diyorum çünkü gerçekten çok boş bir uğraş. Yapmak için yaptı derler ya hani, onlarınki de böyle bir şey. 50-60 tane, belki daha da fazla sahte twitter hesaplarıile yayın hakkında, hash tagine tweet atıyorlar. Hiç birini bu zaman kadar TT’de görmedik, görmeyeceğiz çünkü başarısızlar. Onlarda bunu biliyor ama kendilerini düzeltmek işlerine gelmiyor.  Ama bu ajanslar yeri gelincede “biz sizin sosyal medyanızı yapıyoruz” diye yapımcıları yemeye de devam ediyor. Oysa televizyon dizilerine ve programlarına sosyal medya işi yapanlar, twitterda kendi alanlarına yönelik kullanıcılara yönelseler ve direkt olarak kitlesine hitap edebileceği fenomenler ile iş birliği yapsalar daha başarılı olurlar. Yapanlar elbette var ama çok az. İşini hakkı ile yapan adam her zaman kazanır, diğerleri ise zamanla kaybeder.

O ajanslara diyeceğim şu; para kazanıyor olmanız başarılı olduğunuz anlamına gelmez.

Konuyu toparlayacak olursam bu sene geçen sezon gibi değil, televizyon ve sosyal medya arasında daha kompleks bir yapı oluşuyor. Bu karmaşa gelecek olan düzenin habercisidir diyebilirim. Belki 1-2 sezon daha sürebilecek bu düzensizlik televizyon ve sosyal medya ilişkisinin üst boyutlara taşınması ve yeni ve bağımsız sistemlerin kullanımına başlamasıyla tamamen düzelir diye umut ediyorum.

Bu yazımı her hangi bir kişiyi ya da kurumu hedef almadan, genel piyasa gözlemime dayanarak yazdım. O nedenle eğer tüm bunları kim yapıyor diye merak ediyorsanız, birazcık daha gözlerinizi açın derim.

Yıllardır reklam verenlerin en sıkı dostu olan televizyon, tahtını sosyal medyaya bırakır mı?

Belki bırakabilir, lakin sosyal medya ve televizyonu ayrı düşünmek tam bir hesap hatası olur. İletişim kanalları bu kadar iç içe geçmişken, televizyon ve sosyal medyanın bir birine olan etkisi yadsınamaz bir hale geliyor. Bu nedenle, artık reklam verenin en sıkı dostu sadece televizyon değil, sosyal medyada olmalı. Ölçümlenebilir bir sistem olan sosyal medya, bu anlamda televizyonun eksikliğini kapatmakta büyük bir rol üstleniyor.sosyalmedya

Televizyon ve sosyal medya rekabet halinde değil, tam aksine bir birini tamamlayıcı niteliktedir.

Mobil nesil hızla büyümekte, burada reklam verene düşen görev ise, sadece televizyon reklamları, dizi-program sponsorlukları vermek değil, aynı zamanda sosyal medya reklam çalışmaları da yapmaktır. Bu şekilde, reklam etkisi ölçülebilir.

Bir televizyon kanalını ayakta tutan en büyük güç reklamdır, reklamın yayılmasını sağlayan en büyük güç ise medyadır, yani televizyondur ve elbette yeni yeni sosyal medyadır. Bu nedenle reklam ve televizyon iç içe geçmiş bir bütündür ve bu bütüne son olarak eklenen sosyal medya ile artık bu birlikteliğe pazarlamanın muhteşem 3’lüsü denilebilir.

Mesela bir içecek bir firmasının 30 saniyelik reklam filminin sonunda gösterilen Facebook, Twitter ve benzeri ağlardaki iletişim adreslerinin verilmesi, o firmanın sosyal ağları doğru kullandığı anlamına gelmez. Reklamların izlenmediği bir dönemdeyiz. Mobil nesil olarak adlandırdığımız tüketici “aa televizyon reklamında gördüm, girip şu sayfayı beğeneyim” demez. Eğer hedef kitleniz o ise, onun karşısına Televizyon reklamında değil, sosyal ağlarda çıkın!

Sosyal medya, reklam verene sonsuz bir cephanelik sunar.