Hatırlarsınız geçtiğimiz sezon reyting sistemi aniden patlak vermişti. Adı sanı bilinmeyen bazı yapımcılar gözaltına alındı, ismi bu reyting şikesine karışan yapım şirketleri kapatıldı…

Peki kimdi bu adamlar? Piyasada, televizyonda hangi işlerini izlemişiz, muamma!

Neyse.

Bu reyting sisteminin çökmesi ile geçen sezon boyunca reytingler ölçülmedi. Piyasada büyük bir boşluk olur mu diye düşünmüştüm ama pek olmadı. Yine eski usul diziler, programlar yayınlandı ve bazılarının tutmadığı (neye göre bilmiyoruz) söylenerek ekrana veda ettirildi. Deneme yanılma yöntemi olarak bu birçok televizyon kanalı için rahat bir dönem oldu diyebilirim.

Fark ettiniz mi bilmiyorum ama reyting olayı patladıktan sonra, sosyal medyayı sallamayan ne kadar piyasada adam varsa hepsi bir anda sosyal medyacı oluverdi. Ölçülemeyen reytingin yerini, sosyal ağlarda konuşulma oranları aldı. Hatta bazı yapımcılar sosyal medya şirketleriyle çalışmaya bile başladı.

Bu bir yapımcı için cidden büyük bir olay.

Aslında olması gerekende buydu zaten. Hem daha kurumsal  hem de daha stratejik duruyor. Neticede bu olay sosyal medyanın ve televizyonun birbirini tamamlayıcı nitelikte oluşunu fark ettirdi. Başarılı oldu mu diye sorarsanız, daha değil derim ama önemli olan bir adımın atılmış olasıdır.

Benim son dönemlerde çok kızdığım bazı olaylar var, bunları paylaşmak istiyorum. Bu dizilere ve programlara sosyal medya yönetimi konusunda çok saçma hizmetler sunan ajanslar var. Genellikle çoğunun düştüğü bir hata var; dizinin ya da programın yayın saatinde twitterdahashtag yapma çalışmalar! Hata diyorum çünkü gerçekten çok boş bir uğraş. Yapmak için yaptı derler ya hani, onlarınki de böyle bir şey. 50-60 tane, belki daha da fazla sahte twitter hesaplarıile yayın hakkında, hash tagine tweet atıyorlar. Hiç birini bu zaman kadar TT’de görmedik, görmeyeceğiz çünkü başarısızlar. Onlarda bunu biliyor ama kendilerini düzeltmek işlerine gelmiyor.  Ama bu ajanslar yeri gelincede “biz sizin sosyal medyanızı yapıyoruz” diye yapımcıları yemeye de devam ediyor. Oysa televizyon dizilerine ve programlarına sosyal medya işi yapanlar, twitterda kendi alanlarına yönelik kullanıcılara yönelseler ve direkt olarak kitlesine hitap edebileceği fenomenler ile iş birliği yapsalar daha başarılı olurlar. Yapanlar elbette var ama çok az. İşini hakkı ile yapan adam her zaman kazanır, diğerleri ise zamanla kaybeder.

O ajanslara diyeceğim şu; para kazanıyor olmanız başarılı olduğunuz anlamına gelmez.

Konuyu toparlayacak olursam bu sene geçen sezon gibi değil, televizyon ve sosyal medya arasında daha kompleks bir yapı oluşuyor. Bu karmaşa gelecek olan düzenin habercisidir diyebilirim. Belki 1-2 sezon daha sürebilecek bu düzensizlik televizyon ve sosyal medya ilişkisinin üst boyutlara taşınması ve yeni ve bağımsız sistemlerin kullanımına başlamasıyla tamamen düzelir diye umut ediyorum.

Bu yazımı her hangi bir kişiyi ya da kurumu hedef almadan, genel piyasa gözlemime dayanarak yazdım. O nedenle eğer tüm bunları kim yapıyor diye merak ediyorsanız, birazcık daha gözlerinizi açın derim.

Evet, hepimiz belgesel izliyoruz; biliyorum.

Bu başlık ne kadar tanıdık geldi dimi? Mutlaka bunu söyleyen insanlarla karşılaşıyoruz, hatta bazen kendimizi bile bunu başkalarına söylerken bulabiliriz.

bDizi izlemek ayıp mı?

Tabi ki hayır, ama nasıl tercihlerimiz bizim karakterimizi yansıtıyorsa, izlemeyi seçtiğimiz dizi ya da programlarda bizim karakterimizin bir parçası oluyor. Yani bazen ben bile diyorum, “Kim izliyor bunu?” diye, o çok kızdığım saçma sapan bulduğum dizilerin bile illaki bir izleyici kitlesi var. Benim tercihim olmasa bile, bir başkası onu izlemeyi tercih ediyor.

Olabilir…

Geçen akşam üzerini twitter üzerinden “Ekranda görmeye tahammül edemediğiniz diziler ve programlar hangileridir” diye sordum.

O kadar çok cevap geldi ki,  hatta 1 saat sonra TT listesine #aslaizlmiyorum hashtagi girdi.

Hastagi yapan ben değilim, benim sorumdan esinlendiği arada ki zaman farkının azlığı nedeni ile aşikar.

Bana gelen ve sonrasında hashtag içerisinde gördüğüm cevaplara bakılırsa görmeye bile dayanamadığımız diziler ve programlar şunlardır diyebiliriz.

En Sevilmeyen Diziler 

Akasya Durağı

Arka Sokaklar

Türk’ün Uzayla İmtihanı

En Saçma Diziler

Fatmagül’ün Suçu Ne

Adını Feriha Koydu

Pis 7’li

İffet

En sevilmeyen Programlar

İzdivaç programları

Bugün Ne giysem

Sürekli kendini tekrarlayan hikayelerin, basit bir anlatım yolu ile işlenmesini sevmiyoruz. Bu sonuçlar, emin olun bir çok reyting şirketinin televizyon kanallarına gönderdiği sonuçlardan daha gerçek.

Şunu kabul edin artık, biz değişiyoruz. Eski televizyoncuların eski izleyici profilini bizim üzerimize giydirmeye çalışmalarını istemiyoruz. Çünkü olmuyor, olmaz…

İzleyiciyi cezbetmek mi istiyorsun, o zaman biraz yenilikçi olmalı ve karakteri olan projelere yönlenmelisin…

Bir de şunu belirtmeden geçemeyeceğim, bu hashtag içerisinde ve bana gelen cevaplar doğrultusunda en çok merak edilen ve sorulan soru “Kim izliyor bu Akasya Durağını?” oldu.