Tüplü Televizyonları bir kenara bıraktık sayılır, plazmalar ise evlerimizdeki yerlerini de çoktan aldı, ama şimdi internet bağlantılı televizyonlar plazma televizyonların papucunu dama atacak. Tabii plazmalarını bir kenara bırakmak istemeyenler  ”TV Modemi” alarak, internet ve televizyon keyfini tek bir kumanda ile çıkarabilecekler.

Peki klasik televizyon izleme alışkanlıklarımıza ne olacak ?

Bir araştırma firmasının söylediğine göre; televizyondan internete girmeye duyulan ilgi büyük ölçüde artış gösteriyor. İnternetin devreye soktuğu Blu-ray’ler, Apple Tv, Roku ve Google Tv gibi dijital ağ tabanlı medya oynatıcılara çok güçlü bir talebin olacağı görülüyor.

Tam olarak kurulu bir sistemden söz edemesek bile, teorik olarak başarısı kabul edilmiş ve merakla beklenen bir sistem kuruluyor.

Peki tüketici merakla beklerken üreticiler ve yayıncılar ne durumda?

LG, Sony, Samsung bu alanda yatırımcı olarak ön sıradalar. Piyasaya sundukları internet bağlantılı televizyonlar gelecek ürünlerinde bu çerçevede şekilleneceğini gösteriyor.

Bunlar olurken dünyada ki tüm ulusal TV kanalları, yeni sistemleri kullanmakta başarısız oluyor. Yeniliklere ayak uydurmada sıkıntı yaşıyorlar ya da cesaret edemiyorlar. Belli ki, klasik medya yayıncılığının devam edeceği düşüncesinden kendilerini alamıyorlar. Oysaki izleyici alışkanlıkları şekil değiştirmeye başladı bile. İnternet üzerinden tv izleyenlerin sayısında oldukça büyük bir artış gözlenmekte.

Bu artış ne kadar yüksek bir grafik çizerse, gelecek dönemler için reyting ölçümlemelerinde doğru bir yol göstericisi olacak.

Ne yazık ki, yayıncılık konusunda, Google TV’nin attığı adımdan esinlenerek farklı bir girişimi ya da projesi olan bir kanal yok.

Yatırımcıların cesaret edemedikleri bir alan olduğu için süreç biraz yavaş ilerliyor; neticede “bir sürü yeni sistem bir sürü yeni masraf demek.”

Türkiye için değerlendirirsek durum biraz daha vahim görünüyor.

Neden mi?

Türk izleyici kitlesi farklılıkları sever, kolay kabul eder ama çoğu televizyoncu “Biz yılların  televizyoncusuyuz, olur mu öyle şey?” der ve durumu o cümle ile noktalar. İşte bu da “Televizyonculuğumuz yılların tekrarından mı ibaret? ” sorularını aklımıza getirir, iş bu ki, bu kafada ki yayıncılar olduğu sürece bizim de yeni sistemlere geçişimizde senelere varan bir gecikme meydana gelecektir.

Tabii biz yine de umalım da, bu gecikmeler olmasın.

17.01.2012